Hayatı

TARİK-İ KÂDİRİYYE-İ HAYRİYYE PÎRİ EŞ-ŞEYH
ES-SEYYİD HACI MUSTAFA HAYRİ BABA HAZRETLERİ’NİN HAYATI 

NESİLLERİ 

Malatya’da Koca vaiz oğulları demekle meşhur, ilim ve irfanlarıyla muhitlerinde nam kazanmış, nezih Evladı-ı Mutahhareye, yani Evladı-ı Resûle dayanan geniş bir ailedir. Koca vaiz hem müderris, hem de evliyanın ulularından olup, sayılamayacak kadar kerâmeti olduğu el-ân bilinmektedir. Bizzat hayatını anlatacağımız Eş-Şeyh Es-Seyyid Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri, dedesi Koca vaiz hakkında şöyle bir vakıa anlatmıştır: 

4.Murat’ın yolu, Bağdat’a giderken Fırat nehrine uğrar. Atını Fırat nehrine sürerek: 

– Sen Fırat, ben Murat, der. Der ama Fırat nehri de Sultan Murad’ı atıyla birlikte sürüklemeye başlar. Bu esnada yaşlı bir zat Sultanı sudan çeker çıkarır. Malatya’ya gelen padişahın ilk işi, kendini kurtaran zatı aramak olur. Malatya valisine emir vererek bütün halkın huzurunda hazır olmasını ister. Bütün halk toplanır fakat Padişah aradığını göremez. Bunun üzerine Padişah: 

– Daha kimse yok mudur, varsa gelsin, emrini verir. Bu emir üzerine Koca vaiz Hazretlerini padişahın huzuruna getirirler. Sultan Murad: 

– Hocam, Halife-i Rû-yi Zemînim, niçin ziyaretime gelmedin, diye sual edince Koca vaiz Hazretleri: 

– Padişahım, ilk önce biz geldik ya! Diye mukabelede bulunur. Böylece sultanı, suda boğulmaktan kurtaran kişi olduğunu beyan eyler. 

AİLESİ 

Böyle nezih ve asil bir soydan gelen Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretlerinin dedesi Münir Efendi, nenesi Zeynep hanım, bunların oğlu olan Mustafa Hayri de, Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretlerinin babasıdır ve subaydır. Zahide Hanım ile evli olan Mustafa Hayri iki çocuk babasıdır, büyük çocuğu kızdır. İkinci çocuğu olan Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretlerinin doğumundan 33 gün önce Malatya’nın Akçadağ kazasında vurularak ahirete intikal eylemiştir. 1895 yılında şehid edilen subay Mustafa Hayri, halen Akçadağ’da metfundur. 

DOĞUMU VE ÇOCUKLUĞU 

Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretleri, babasının şehid edilmesinden 33 gün sonra doğar (m.1895). Ablası Fahriye evlenince, küçük Mustafa Hayri ile annesi Zahide hanım ile baş başa kalırlar, fakat bu fazla uzun sürmez, Mustafa Hayri 4 yaşındayken annesi Zahide hanım amansız bir hastalığa yakalanarak vefat eder. Önce babası Mustafa Hayri efendinin, ardından da annesi Zahide hanımın vefatıyla yetim ve öksüz kalan Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretlerini nenesi Zeynep hanım yanına alır. 

TAHSİL HAYATI 

İlk tahsilini Malatya’da tamamlayıp Eniştesi Hafız Nazif Bey tarafından İstanbul’a götürülür ve Fransız Kolejine yazdırılır. Koleje devam ederken eniştesi onu Gümüşhanevi Tekkesine götürür, burada Zâfiranbolu’lu İsmail Necati Hazretlerinden Turuk-ı Nakşiyye’nin Halidiyye kolundan ders alır. Böylece ilk olarak Turuk-ı Aliyye şerefine mazhar olur. 

MEMURİYETE BAŞLAYIŞI 

Tahsili sona erince eniştesinin delaletiyle ilk memuriyeti olan Harbiye’de vazifeye başlar. Bu sırada 1.Cihan harbi devam etmekteydi. Bu harple ilgili olarak Medine-i Münevvere’ye ve Basra’ya bazı harp haritalarının gitmesi gerekli olur. Peygamber aşığı Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretleri eniştesi Hafız Nazif Bey aracılığıyla her ne yapmışsa, evrakların Medine-i Münevvere’ye götürülmesine kendini memur tayin ettirir. Evrak-ı mazbuta ve bir de yanında yüzbaşı olmak üzere trenle yola çıkar. 

Tebük havalisine vardığı sırada babası Mustafa Hayri’nin bir subay arkadaşı ile tanışırlar. Bu subay kendisine: 

– Yol da tehlike var, gitme, diye ısrar etmişse de Resûlallah’ın aşkı onu bırakmaz, yola devam ederler. 

Bir süre sonra bulunduğu tren berhava edilir. Bütün hayvanat, mühimmat ve asker heder olur, yanındaki yüzbaşı yaralanır. Kendini de Araplar soymaya başlar ve tüfeğini elinden alıp elbisesini soyarlar. Araplardan birisi elindeki cendere ile Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretleri’nin canına kasdetmek istediği sırada eli havada kalır ve böylece mübarek hayatı selamete erer. Tekrar baba yadigarı subayın yanına gelerek elbise ve çizme alıp yoluna devam ederek evrakların yerine ulaşmasında asla kusur etmez. 

Evrakları Cemal Paşa’ya verince kendisine Medine-i Münevvere’ye gönderilmesini ister ve bu ricası kabul edilir ve bir Hecin devesine binerek Medine-i Münevvere’ye vasıl olur. O gün Mevlit Kandiline rastlamış olduğundan umumi temizlik yapılmaktaymış. Başına giydiği Alman hasır şapkasından huylanan Araplar Resûlallah’ı ziyaretine izin vermezler. Peygamber aşığı Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretleri, Ravza’nın dışında dolaşmaya başlar, o esnada kendisine hal galebe gelmesiyle yere düşer ve balıklama sürünerek Resûlallah’ın bulunduğu yere kadar gelir. Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz: 

– Gel, ya veledi, diyerek bağrına basar, nikâbının altına alır. Hazretleri der ki: 

– Üç defa Rasûlallah’ın yüzüne baktım, güneşin ziyası O’nun yanında çok sönük kalırdı… 

Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla birlikte Harbiye’nin lağvı üzerine Hacı Mustafa Hayri Baba kaddesallahu sırruh Hazretleri Malatya’ya avdet eder ve maliyede vâridat memuru olarak göreve başlar.